Buluşmak mı?

Anladım, vakit bir an önce kendisiyle buluşmasıdır insanın.

Kendiyle buluşmak. Kendinde değilmişçesine. İki yabancının buluşması gibi kimi zaman. Ne konuşacaklarını, birbirlerine ne soracaklarını bilemeyen. Kendini hiç tanımamış, görmemiş, duymamış insan. Neyi sevdiğini hiç düşünmemiş, neden kaçtığını, zorlandığını, neyi aradığını bilmeyen, kendine yabancı. Belki aramanın, kaçmanın dahi ne olduğunu bilmeyenler. Buluşabilirler mi?

Kendiyle buluşmak. Kendinde değilmişçesine. Kendine randevu oluşturmak sıkışmış takviminden. Takvim boğulurken kendini boğmaz mı insan? “Kendine zaman ayır” dedikleri de bu mu şimdi? Kendin kendindeyken, kendine zaman ayırmak için plan yapan, yaptığı planı nimetten sayan, daralmış ruhundaki suçluluğa ara veren insan. Siz bayım, buluşmak ister miydiniz? Size bir buluşma ayarlamak için kıvranan, bekleten, takvimine sizi eklediğinden ötürü gururlanan biriyle… Minnetin muhallebi diye yendiği bir masa olmaz mıydı oturulan. Buluşabilir mi insan bu kişiyle?

Buluşmak mı
Buluşmak mı

Kendiyle buluşmak. Kendinde değilmişçesine. Bir tesadüf belki, vakitsiz. Uzun yıllardır görmediğin arkadaşını bir vapurda görüvermek birden. Tebessümünden hatırlamak sıcaklığını. Hasretle geçen yılları kucaklayıvermek kocaman. Birikmiş tüm o mühim haberleri dökmek için hazır olmak. Ve merakla beklemek onun da heybesine topladığı yaşanmışlıkları. İşte, belki de bazen kendiyle buluşmak böyle, beklemeden, tesadüfen. Kimbilir belki de bir vapurda? Buluşabilir mi insan?

Kendiyle buluşmak. Kendinde değilmişçesine. Aynı evde günleri tüketen aile üyeleri gibi bazen. Yan odada soluyan, aynı kahvaltıda aynı çayın tadını farklı yudumlayan, aynı koltukta oturan, aynı aynaya bakan; anne, baba, kardeş, evlat, eş gibi. Her gün birlikte olan, günün başında ilk birbirlerini görüp, yine birbirlerini görerek günü kapatan. Ama” aynı” da hiç buluşamayan. Bir lokantada yemek yerken, bir çay bahçesinde çay içerken belki çıkıverir buluşma. Konuşulmayanlar, düşünülmeyen sanılanlar çıkar gün yüzüne. Yüzeyden derine inmek için farklı bir mekânda olmayı beklemiş gibi. Kendiyle birlikte olmasına rağman, farkındalıkla bir buluşma. Aynı evde, aynı kahvaltıda konuşulamayanların kafein etkisinde dökülüvermesi ortaya. İnsan da “aynı” lıktan çıkınca buluşur mu böyle, kendiyle?

Ben ve ben buluşur muyuz? Yalnızlığımızı tercihlerimize mâl etme kaygısı olmadan, gerçek “ben”le yüzleşmenin olası acısına rağmen, “ben”e direnç göstermeden konuşabilir miyiz kendimizi. Ve, birlikte kabul edip her yanımızı, bizi rüyalarımıza götürecek yollara çıkabilir miyiz? Sıkılmadan, zorlanmadan, bırakmadan kendimizi yarı yolda, buluşabilir miyiz?

Yormadan sevebilir miyiz? Yorulsak da durmadan?

Kendimizle buluşabilir miyiz?

Sahi, ne zaman buluşacak kadar uzaklaştık ki ?

error: Content is protected !!